Üye Girişi
İlçemiz Çerkeş
İLETİŞİM
| PİR-İ SANİİ HAZRETLERİ CAMİİ VE TÜRBESİ - (ŞEYH MUSTAFA ÇERKEŞİ) |
|
Şeyh El Hac Mustafa Çerkeşi hazretleri hicri 1156 (1743) yılında Çerkeş'te doğmuştur. Halvetiyye tarikatının Şabaniyye kolunun ikinci piri (Pir-i Sani) olan Şeyh Mustafa Çerkeşi hazretleri, 1814 yılında ebedi aleme göç ederek Çerkeş'te Kadınşah Camii bitişiğindeki türbesinde toprağa verilmiştir. O tarihten itibaren Pir-i Sani Camii ve Türbesi olarak anılan bu mekan, halkın ziyaret ettiği tarihi ve islami bir mekandır PİR-İ SANİİ HAZRETLERİ ŞEYH MUSTAFA ÇERKEŞİİ (PİR-İ SANİİ) Halvetiyye Tarikatının Şa’baniyye kolu Pir-i Sanii’si (ikinci piri) olduğu bilinmektedir. 1156 hicri (1743 miladi) yılında doğmuştur. 1229 hicri (1814 miladi) yılında vefat etmiştir. Çerkeş’te Kadınşah Camii bitişiğindeki türbede medfundur. Babası Hacı Ali, Dedesi Vehbi Sultan, Abdulkadir Geylani hazretlerinin halifelerindendir. Vehbi Sultan’ın Horasan bölgesinden geldiği, Çerkeş’te yerleştiği rivayet edilir. Çerkeş yakınlarındaki mezarlıkta türbesi vardır. Şeyh Mustafa Çerkeşi’nin Mürşidi (hocası) Safranbolu’nun Zora köyünde yatan Şeyh El-Hac Mehmet Zoravi’dir. Pir-i Sani Hazretleri vefat ettikten bir süre sonra dergah yıkılmış. Hayır sahiplerinden Kadınşah tarafından cami yeniden yaptırılıp, Hazretin türbesi de onarılmıştır. Türbeyi onarma işini de Çerkeş vaizi Bahri Bey’in kayınpederi Hasan Usta yapmış.
Pir-i Sanii’nin Hayatından Menkıbeler : Çerkeş’in köylerinden Aliözü’nde oturan, hazretin halifelerinden (yahut pirdaşı) Şeyh Mustafa Efendi bahçesinde sebze sularken, Pir-i Sani hazretleri de Çerkeş’te Dergahının kapısı önünde dervişleri ile birlikte oturmuş konuşuyor, elindeki asayı bir şey karıştırır gibi çeşitli şekillerde hareket ettiriyormuş. Bir süre böyle yaptıktan sonra gülerek, dervişlere “içeri kaçın” demiş. Dervişler içeri girerken, havadan, büyükçe bir çamur parçası gelip dergahın duvarına çarpmış ve orada yapışıp kalmış. Pir-i Sanii hazretleri dervişlere hitaben: “Kardeşim Şeyh Mustafa bahçe suluyordu, ben de asa ile su yollarını bozuyordum. Birkaç defa yapma diye seslendi. Ben durmayınca bir kürek çamur alıp attı. İşte duvara yapışan bu çamur onun attığı çamurdur. Kardeşler arasında bazen bu gibi latifeler olur, demiş. Yukarıda sözü edilen Şeyh Mustafa efendi, vakit vakit Çerkeş’e gelerek Pir-i Sanii Hazretlerini ziyaret edermiş. Yine bir gün Pir-i Sanii’yi ziyaretinde Şeyhin Ankara’da okuyan oğlu Osman Efendi ile karşılaşmış. Osman Efendi babasının bir köy şeyhi ile bu kadar derin ne konuşabileceğini küçümser bir şekilde içinden geçirmiş. Şeyh Mustafa Efendi bir soru sorar ancak Osman Efendi bu soruyu cevaplandıramaz. Bunun üzerine Pir-i Sanii Hazretleri oğluna: “Evladım daha olmamışsın, git tahsiline devam et” buyurmuş. Osman Efendi Ankara’ya dönmüş, sonunda Ankara Müftüsü olmuş. Pir-i Sanii Hazretleri’nin Mahmut isminde bir hizmetçisi varmış. Bir gün Pir-i Sanii Hazretleri Çerkeş yakınlarındaki değirmenine giderken yolda rast geldikleri, köstebeklerin çıkardıkları topraklara asalarını dürterlermiş, bu topraklar altın olur, Mahmut’da arkalarından gizlice bu altınlardan alarak ceplerine doldururmuş. Dönerlerken Hazret, Mahmut’a hitaben : “Altını nede çok seviyorsun? Toprakları altın diye ceplerine doldurdun, bak ceplerinde ne var? demişler. Mahmut ceplerine bakınca, topraklarla dolu olduğunu görmüş ve boşaltmaya başlamış. Bunun üzerine: “Altına düşkün olmayanlara topraklar altın olur, altına düşkün olanlara ise altınlar toprak olur” buyurmuşlar. Pir-i Sanii Hazretleri, sabah vakitlerinden önce kapıya gelen bir geyiğe binerek kaybolur, sabah vakti camide hazır bulunurmuş. Ayakkabılarının içinde her gün çöl kumu olur, hanımı da bu kumları bir torbaya saklarmış. Pir-i Sanii Hazretleri dünyaya gelince, Vehbi Sultan diye bilinen ve Nakşibendiyye mürşitlerinden olan dedesinin kucağına verilmiş. Vehbi Sultan, torununu koklayıp, okşadıktan sonra ve kulağını ağzına yaklaştırarak dinledikten sonra : “Bu çocuk, halveti, halveti diyor. İnşaallah, Halvetiyye şeyhlerinin büyüklerinden olacaktır.” buyurmuş. Bu zatın sözleri, Şeyh Hazretlerinin Halvetiyye Tarikatının Şa’baniyye kolu ikinci piri ve müceddidi olmasıyla gerçekleşmiş; adlarına bir de Halvetiliğin Çerkeşiyye şubesi kurulmuştur. Bu şubenin son yarım asra kadar devam ede geldiği, geniş silsile tablosunda görülmektedir. PİR-İ SANİİ HAZRETLERİ’NİN ÇOCUKLARI VE TORUNLARI : Şeyh Mehmet Efendi: “Büyük Deli Şeyh” diye bilinir. Birinci postnişindir. Tahir, Cüneyt, Mustafa, Muhyiddin, adlarında dört oğlu vardır. Mustafa’nın oğlu Mehmet beşinci postnişin olmuştur. Mustafa’nın kızı Zehra’dan doğan Şeyh Hüseyin Peykarcıoğlu son postnişindir. Şeyh Hacı Mes’ud Efendi : İkinci postnişindir. Pir-i Sanii Hazretlerinin en küçük oğludur. Annesi Sultan Mahmud Adli’nin bağışladığı cariyedir. Şeyh Mehmet adında bir oğlu olup, “Küçük Deli Şeyh” diye tanınmıştır. Hac sırasında Mekke’den Medine’ye giderken Rabiğ’de vefat etmiştir. Osman Efendi: Ankara’da yaşamıştır. İlim ve fazilet sahibi bir zat olarak yetişmiş ve Ankara Müftülüğü’nde bulunmuştur. Ahmet Refi ve Mehmet Tevfik adında iki oğlu olmuştur. Emine Hanım : Pir-i Sanii’nin kızı olan Emine Hanım, dergahın imamı, Pir-i Sanii’nin halifelerinden Buharalı Şeyh İbrahim Efendi ile evlenmiş, kendilerinden Hacı Mustafa Efendi dünyaya gelmiştir. Çerkeş Müftülüğünde bulunan Hacı Mustafa Efendi Aksaray yakınlarında Sofular Camii’nin bahçesinde yatmaktadır. PİR-İ SANİİ TÜRBESİ : Türbe ilçe merkezinde aynı isimli mescidin harimi dahilindedir. Bina moloz taşından harçla yapılmıştır. Ölçüsü 5 X 5 m. olan türbenin üzeri kubbeli, döşemesi tahtadır. içinde bir ağaç sanduka ve bunun etrafında demir parmaklıklar vardır. |

